Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Özlü İş Adamlarıyla Buluştu

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye’nin mevcut sistemle devam edemeyeceği açıktır. Teklif edilen sistemin Türkiye’ye büyük güç katacağı da açıktır. Katıldığım her toplantıda ifade ediyorum, bu sisteme olan ihtiyacı en iyi kavrayanlar iş dünyasıdır. dedi.

Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda (EBSO) İzmirli sanayici iş adamlarıyla bir araya gelen Özlü, Türkiye’nin referandum sürecine girdiğini, sanayicilerin bu süreçteki her türlü, fikrini, yapıcı eleştirisini ya da teklifini dinlemeye, imkanları ölçüsünde politikaya dönüştürmeye ve sorunlarını çözmeye hazır olduklarını söyledi.

İzmir’in yüksek teknolojiye geçişte potansiyeli yüksek bir kent olduğuna dikkati çeken Özlü, Kadim bir ticaret limanı olan İzmir, bu coğrafyada ekonominin nabzının attığı merkezlerden birisidir.
Köklü üniversiteleri, 13 OSB’si, 4 teknoloji geliştirme bölgesi ve 31 Ar-Ge merkezi bulunan bu şehir, üniversite-sanayi işbirliğini en üst seviyede hayata geçirmek için gerekli imkan ve fırsatlara sahiptir.
İzmir’in özellikle eğitimli ve yeniliğe açık nüfusunun bu bölgeyi bir teknoloji merkezine dönüştürmek için ciddi bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. diye konuştu.

İzmir; Milano, Rotterdam, Liverpool ve Hamburg ile yarışmalı

Özlü, İzmir’in yüksek teknolojili yatırımlarda 5’inci bölge teşviği aldığını anımsatarak, İzmir’in yapabileceklerinden daha azını yaptığını düşünüyorum.
Türkiye’nin en büyük ekonomilerinden biri olmak İzmir’e yetmez, yetmemeli…
Türkiye’nin ihracatında ilk sıralarda yer almak, İzmir için bir başarı sayılmamalı. İzmir, Türkiye’deki diğer şehirlerle değil Milano, Rotterdam, Liverpool ve Hamburg ile yarışmalı. İzmir, kadim zamanlarda olduğu gibi yeniden Akdeniz’in en önemli ticaret merkezi haline dönüşmeli. ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin 16 Nisan’da tarihinin en önemli seçimini yapacağını dile getiren Özlü, şöyle devam etti:

AK Parti ve MHP’nin birlikte hazırladığı yeni hükumet modelinin kabul edileceğine tüm kalbimle inanıyorum.
Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum. Bir darbeden sonra yapılan 1982 Anayasası, Türkiye’ye hiç ama hiç yakışmıyor.
Mevcut anayasa, Türkiye’nin ayağında bir pranga gibi duruyor, bizi yavaşlatıyor.
Çünkü sistemi kurgulayanlar, yasama, yürütme ve yargının uyum içinde çalışmasını değil, birbirlerini sınırlandırmalarını gaye edinmişler.
82 Anayasası, birey-devlet ilişkilerinde sürekli devlet lehine hususlar gözetilerek yazılmış.
Zira vatandaş bir tehdit olarak algılanmış, bu nedenle özgürlükler, farklılıklar budanmaya çalışılmış.
Gönül isterdi ki tamamen yeni bir anayasa ile yolumuza devam edelim.
Ne yazık ki bu mümkün olmadı.
Bu nedenle en azından yönetim modelini çağın ve ülkenin ihtiyaçlarına uyumlu hale getirmek istedik.

Özlü, eski sistemde kanun tekliflerini parlamento hazırlaması gerekirken bunları çok büyük bir oranda Bakanlar Kurulunun hazırladığını, yürütmenin yetkilerinin ise cumhurbaşkanı ve başbakan olmak üzere ikiye bölündüğünü aktararak, şunları kaydetti:

Şimdi biz diyoruz ki yürütmedeki iki başlılık sona ersin.
Cumhurbaşkanın madem yetkisi var, sorumluluğu da olsun.
Seçimler neticesinde muhakkak bir cumhurbaşkanı seçilsin ve o cumhurbaşkanı, 5 yıl süreyle ülkeyi yönetsin.
Aynı cumhurbaşkanı en fazla iki dönem için seçilebilsin.
Kanun yapma vazifesi tamamen Meclise bırakılsın.
Cumhurbaşkanı yürütmeyi ilgilendiren konularda hızlı adımlar atmak için kararname çıkarabilsin.
Ancak bu kararnameler, anayasaya ve mevcut diğer kanunlara aykırı olamasın.
Yani Meclisin çıkardığı kanun, cumhurbaşkanının çıkardığı kararnamenin üzerinde olsun.
Sistemi en yalın ve net haliyle özetleyecek olursak bunları söyleyebiliriz.

Yeni yönetim modeli, Türkiye’ye iyi gelecek

Referandumda oylanacak sistemle hem ileride yaşanması muhtemel krizleri önleyip hem de Türkiye’nin çok daha etkin bir şekilde yönetilmesini sağlayacaklarını aktaran Özlü, Türkiye’nin mevcut sistemle devam edemeyeceği açıktır.
Teklif edilen sistemin Türkiye’ye büyük güç katacağı da açıktır.
Katıldığım her toplantıda ifade ediyorum, bu sisteme olan ihtiyacı en iyi kavrayanlar iş dünyasıdır.
Çünkü sizler zamanla yarışan insanlarsınız. Sizlerin doğru politikaya, doğru adımlara doğru zamanda ihtiyacınız var.
Sizlerin iyi yönetilen bir ülkeye, siyasi ve ekonomik istikrara, öngörülebilir bir geleceğe, güvenliğe ve özgürlüğe ihtiyacınız var.
O yüzden diyorum ki bu sistem size iyi gelecek.
Yeni yönetim modeli, Türkiye’ye iyi gelecek. değerlendirmesinde bulundu.

Yürüyerek değil koşarak gitmemiz lazım

Faruk Özlü, Türkiye ekonomisinin geçen yılın üçüncü çeyreğinde daraldığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

Dördüncü çeyrekten itibaren ılımlı bir toparlanma sürecini yaşamaya başladık.
Ancak şu anda ulaştığımız hız bize yetmez.
Bizim yürüyerek değil koşarak gitmemiz lazım.
Özellikle bilimde ve teknolojide, gelişmiş ülkelerle aramızdaki farkı kapatmamız lazım.
İzmirli sanayicilerin, Ar-Ge, tasarım, patent ve markalaşma gibi konularda Türkiye’ye öncülük, rehberlik ve liderlik etmesi gerektiğini düşünüyorum. dedi.

Geçen yıl hayata geçirilen Ar-Ge Reform Paketi’nin bir dönüm noktası olduğuna dikkati çeken Özlü, sözlerini şöyle sürdürdü:

Yine bu yılın başında hayata geçen Sınai Mülkiyet Kanunu ile çok uzun yıllardır talep edilen büyük bir ihtiyacı karşıladık.
Burada durmayacağız, reformlarımızı sürdüreceğiz.
Mesela TÜBİTAK’ı yeniden yapılandıracağız.
Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunu kaldırıp yerine Bilim Teknoloji ve Sanayi İcra Kurulunu getireceğiz.
Bütçenin içinde Araştırma Geliştirme ve Teknoloji Fonu kuracağız.
Böylece bilim ve teknoloji alanındaki çalışmalara, daha fazla ve daha doğru kaynak aktarabileceğiz.
Yine üretim maliyetlerini düşürmek adına sanayimizi 4’üncü sanayi devrimine hazırlamak en büyük amaçlarımızdan birisidir.
Bu amaçla kamunun ve özel sektörden temsilcilerin olduğu Sanayide Dijital Dönüşüm Platformu’nu kurduk.
Bu platform sanayinin dijital dönüşümüyle ilgili yol haritamızı belirleyecek.
Yine üzerinde çalıştığımız Üretim Reform Paketi de yatırımcıların daha ucuz ve daha uygun yatırım yeri bulmalarını sağlayacak düzenlemeler içerecek.

Reform niteliğindeki bu çalışmaların yanı sıra bugünün ihtiyaçlarına göre adımlar atmayı da sürdürüyoruz.
KOSGEB aracılığıyla 50 bin lira faizsiz kredi desteğine başladık.
İlk etapta 15 bin KOBİ’ye bu krediyi kullandırabildik.
Ancak bu yıl içinde başvuru yapan ve gerekli şartları taşıyan tüm KOBİ’lerin bu destekten yararlanmasını sağlayacağız.
Böylece 10 milyar lirayı geçen bir kredi hacmi oluşturacağız.

Türkiye, hızlı bir büyüme dönemine girecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başlattığı istihdam seferberliğine de değinen Özlü, şunları kaydetti:

Bu yıl fazladan istihdam ettiğiniz her bir kişi için prim ve vergi yükünü devlet karşılayacak.
Diyelim ki asgari ücretli bir çalışan için bin 404 lira maaş ödüyordunuz. Bunun yanında 773 lirayı da vergi, prim ve fon maliyeti olarak devlete ödüyordunuz.
İşte bu yıl işe aldığınız kişiler için bu 773 lirayı ödemeyeceksiniz.
Bu da asgari ücretli bir çalışanın sizlere maliyetinin yüzde 35 oranında azalması anlamına geliyor.
Sizleri bu muazzam imkandan yararlanmaya davet ediyorum.
Gelin hep birlikte ülkemizdeki işsizlik oranını hızlı bir şekilde düşürelim.
2017’ye iyi bir başlangıç yaptık.
İnşallah daha da iyi olacak diye düşünüyorum.
Özellikle referandum la birlikte Türkiye’nin hızlı bir büyüme dönemine gireceğine inanıyorum.
Sizlerin de bu büyümeye yapacağınız yeni yatırımlarla ve üretimle ihracatla katkı vereceğinizi biliyorum.

Özlü, daha sonra EBSO üyesi sanayicilerin sorularını yanıtladı.

Bir önceki yazımız olan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı İzmir'de başlıklı makalemizde Bakanı, Bilim ve de hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir